Biyostimülan Uygulamalar ( Kalsiyum Hidroksiapatit / Polikaprolakton / Poli-L-Laktik asit )
Zamanla azalan kollajen üretimi ve cilt desteği; elastikiyet kaybına, hafif doku
gevşekliğine ve cilt kalitesinde azalmaya neden olabilir.
Biyostimülan uygulamalar; yalnızca hacim vermeyi değil, cildin kendi kollajen
üretimini desteklemeyi amaçlayan rejeneratif tedavilerdir. Bu uygulamalarda kullanılan
içerikler, zaman içerisinde cilt kalitesinin ve doku desteğinin güçlenmesine yardımcı
olmayı hedefler.
Biyostimülan Tedaviler Hangi Durumlarda Uygulanır?
-
Cilt elastikiyetinde azalma
-
Hafif doku gevşekliği
-
Cilt kalitesinde zayıflama
-
Boyun ve dekolte bölgesinde yaş alma belirtileri
-
El sırtında hacim ve doku kaybı
Bu uygulamalar genellikle aşamalı olarak etki gösterir ve birçok hastada düzenli seans
planlaması gerekebilir. Amaç; abartılı hacim oluşturmak değil, daha doğal, dengeli ve
kaliteli bir cilt görünümünü desteklemektir.
Sıkça Sorulan Sorular
Biyostimülanlar, sadece hacim vermeyi değil, cildin kendi kolajen üretimini uyarmayı hedefleyen
enjekte edilebilir tedavilerdir. Güncel estetik yaklaşımda “doldurmak” yerine “yeniden
yapılandırmak” amacıyla kullanılmaktadırlar.
Klasik hyalüronik asit dolgularından farklıdır. Etkilerinin büyük kısmı zaman içinde oluşan yeni kolajen
üretimine dayanır. Bu nedenle sonuçlar daha kademeli ortaya çıkar.
Hepsi kolajen üretimini uyarır ancak etki mekanizmaları ve kalıcılık süreleri farklıdır. Tedavi seçimi
hastanın yaşına, cilt kalitesine, hacim kaybına ve hedeflerine göre yapılır.
Cilt kalitesini artırmak, elastikiyet kaybını azaltmak, yüz konturlarını desteklemek ve yaşlanmaya bağlı
hacim kaybını iyileştirmek amacıyla kullanılabilir.
Bazı ürünlerde erken dönemde hafif hacim etkisi görülebilir. Ancak asıl biyostimülasyon etkisi haftalar
ve aylar içinde ortaya çıkar.
Kullanılan ürüne ve tedavi hedeflerine göre değişir.
Ürüne ve kişisel faktörlere bağlı olarak değişmekle birlikte biyostimülanların etkileri genellikle klasik
hyalüronik asit dolgulara göre daha uzun süreli olabilir.
Amaç yüzü şişirmek değildir. Güncel kullanım yaklaşımı doğal görünümü koruyarak cilt kalitesini ve
yapısal desteği artırmaktır.
Evet. Günümüzde biyostimülanlar sıklıkla botulinum toksin, hyalüronik asit dolgular ve enerji bazlı
cihazlarla kombine edilmektedir.
Belirli bir yaş sınırı yoktur. Karar yaşa değil, cildin biyolojik yaşlanma belirtilerine ve ihtiyaçlarına göre
verilir.
Çoğu hasta aynı gün normal yaşamına dönebilir. Hafif şişlik, hassasiyet veya morarma görülebilir.
Geçici kızarıklık, ödem, morarma ve hassasiyet en sık görülen yan etkilerdir. Nadir durumlarda nodül
oluşumu gibi komplikasyonlar görülebilir. Bu nedenle uygulamanın deneyimli hekimler tarafından
yapılması önemlidir.
Bunun tek bir cevabı yoktur. Hacim eksikliği ön plandaysa hyalüronik asit dolgu, cilt kalitesi ve kolajen
desteği hedefleniyorsa biyostimülanlar daha uygun olabilir. Çoğu zaman en iyi sonuç kombine
yaklaşımlarla elde edilir.