Altın İğneli Radyofrekans Tedavisi
Zamanla yaş alma süreci, güneş hasarı, akne, çevresel faktörler ve kollajen kaybı;
ciltte elastikiyet azalmasına, gözenek görünümünün artmasına, ince kırışıklıklara
ve doku düzensizliklerine neden olabilir.
Altın iğneli radyofrekans tedavisi; mikroiğneleme teknolojisi ile radyofrekans
enerjisinin birlikte kullanıldığı, cilt yenilenmesini desteklemeyi amaçlayan
fraksiyonel bir uygulamadır.
İşlem sırasında kullanılan ince mikroiğneler sayesinde cildin belirli derinliklerine
kontrollü radyofrekans enerjisi iletilir. Bu kontrollü uyarı; cildin doğal yenilenme
süreçlerini ve kollajen üretimini desteklemeye yardımcı olur.
Altın İğneli Radyofrekans Hangi Durumlarda Uygulanır?
-
Akne ve akne izleri
-
Geniş gözenek görünümü
-
İnce kırışıklıklar
-
Cilt elastikiyetinde azalma
-
Hafif doku gevşekliği
-
Cilt tonu ve doku düzensizlikleri
-
Çatlak ve bazı yara izleri
Uygulama; yüz, boyun, dekolte ve bazı vücut bölgelerine kişinin ihtiyacına göre
planlanabilir.
Tedavi sonrasında birkaç gün sürebilen hafif kızarıklık, hassasiyet ve ciltte
pütürlü bir görünüm oluşabilir. İyileşme süreci uygulamanın derinliği ve kişinin
cilt yapısına göre değişiklik gösterebilir.
Altın İğneli Radyofrekans Tedavisinde Süreç
Altın iğneli radyofrekans tedavileri tek seansta “mucize değişim” sağlayan işlemler
değildir. Birçok hastada daha etkili sonuçlar için düzenli seans planlaması gerekebilir.
Amaç; cilt kalitesini doğal bir şekilde desteklemek, daha sıkı, daha dengeli ve daha
sağlıklı bir cilt görünümü elde etmektir.
Sıkça Sorulan Sorular
Altın iğneli radyofrekans, mikroiğneler aracılığıyla cildin belirli derinliklerine kontrollü radyofrekans
enerjisi vererek kolajen yeniden yapılanmasını hedefleyen bir tedavidir. Günümüzde akne skarları,
geniş gözenek görünümü, cilt dokusundaki düzensizlikler, ince kırışıklıklar, elastikiyet kaybı ve bazı
çatlak tiplerinde sık kullanılan yöntemlerden biridir.
Hayır. Dermapen yalnızca mekanik mikroiğneleme yaparken, altın iğneli radyofrekans
mikroiğnelemeyi kontrollü ısı enerjisi ile birleştirir. Bu nedenle etki mekanizmaları benzer olsa da aynı
işlem değildir.
Evet. Tedavinin temel amacı kontrollü dermal yeniden yapılanma oluşturarak yeni kolajen ve elastin
üretimini uyarmaktır. Sonuçlar zaman içinde gelişir.
Takvim yaşından çok cildin ihtiyacı önemlidir. Akne skarı olan genç hastalarda da, elastikiyet kaybı
yaşayan ileri yaş hastalarda da kullanılabilir.
Evet. Son yıllarda yayınlanan sistematik derlemeler ve konsensus raporları, mikroiğneli
radyofrekansın atrofik akne skarlarında etkili ve güvenli bir seçenek olduğunu göstermektedir.
Özellikle boxcar ve rolling tip akne skarlarında iyi sonuçlar alınabilir. Çok derin ice-pick skarlarda ise
genellikle kombine tedaviler gerekir.
Hayır. Günümüzde amaç skarları tamamen silmek değil, görünümünü belirgin şekilde azaltmaktır. En
başarılı sonuçlar genellikle kombine tedavilerle elde edilir.
Gözenekler tamamen kapanmaz. Ancak yağlanmada azalma, cilt dokusu ve kolajen desteğindeki
iyileşme sayesinde daha az belirgin hale gelebilir.
Hafif ve orta dereceli elastikiyet kayıplarında sıkılaşma sağlayabilir. Ancak ileri düzey sarkmalarda
cerrahi veya farklı yöntemlerin yerini tutmaz.
Evet. Uygun hasta seçimi ile boyun, çene hattı ve bazı vücut bölgelerinde de uygulanabilir.
Tedavi edilen soruna göre değişmekle birlikte çoğu hastada 3–4 seanslık bir planlama yapılır. Akne
skarlarında en iyi sonuçlar genellikle birkaç seans sonrasında değerlendirilir.
İlk değişiklikler birkaç hafta içinde fark edilebilir. Ancak kolajen yeniden yapılanması aylar boyunca
devam ettiği için nihai sonuçlar daha geç ortaya çıkar.
İşlem öncesinde uygulanan anestezik krem sayesinde çoğu hasta tarafından tolere edilebilir
düzeydedir.
Uygulama alanına göre değişmekle birlikte genellikle 20–45 dakika arasında tamamlanır.
Evet. Hafif kızarıklık, ödem ve hassasiyet beklenen yan etkilerdir. Bunlar genellikle birkaç gün içinde
düzelir.
Çoğu kişi ertesi gün günlük yaşamına dönebilir. İyileşme süresi uygulama parametrelerine göre
değişebilir.
Evet. Uygun hasta seçimi ve düzenli güneş korumasıyla yaz aylarında da uygulanabilir. Bu nedenle
birçok ablativ lazere göre avantaj sağlayabilir.
Mikroiğneli radyofrekansın önemli avantajlarından biri farklı cilt tiplerinde uygulanabilmesidir.
Özellikle koyu tenli bireylerde lazerlere göre postinflamatuar pigmentasyon riskinin daha düşük
olması avantaj sağlayabilir.
Geçici kızarıklık, ödem, hassasiyet, kabuklanma ve nadiren pigment değişiklikleri görülebilir. Yan etki
riski uygulama parametreleri ve uygulayıcının deneyimiyle yakından ilişkilidir.
Bilimsel literatürde bu konu tartışılmaktadır. Uygun endikasyon, doğru derinlik ve doğru enerji seçimi
önemlidir. Bu nedenle işlemin, alanında uzman hekimler tarafından planlanıp uygulanması gerekir.
Bunun tek bir cevabı yoktur. Akne skarının tipi, cilt rengi, iyileşme süresi beklentisi ve tedavi hedefi
seçimi belirler. Güncel yaklaşım “hangisi daha iyi?” sorusundan çok “hangi hasta için hangi yöntem
daha uygun?” sorusuna odaklanmaktadır. Bazı durumlarda kombine uygulamalar en başarılı sonucu
verebilir.