Uzm. Dr. Özlem Gürbüz Nazlı

Yükleniyor...

Medikal ve kozmetik dermatolojinin kesişim noktasında, cildinizin sağlığını ve doğal estetiğini önceliğimiz yapıyoruz.

SSS

Hayır. Akne sonrası oluşan kırmızı veya kahverengi lekeler zamanla azalabilir. Akne skarları ise cilt dokusunda oluşan kalıcı çöküklükler veya kabarıklıklardır.



Gerçek akne skarları genellikle kendiliğinden kaybolmaz. Ancak uygun tedavilerle görünümünde belirgin iyileşme sağlanabilir. 

Günümüzde amaç skarları tamamen yok etmek değil, mümkün olduğunca belirsiz hale getirmektir. Tedavi başarısı skarın tipi, derinliği ve cilt yapısına bağlıdır.

En sık nedenlerden biri rozaseadır; ama hassas cilt, seboreik dermatit, egzama, güneş hasarı, ilaçlar ve bazı sistemik hastalıklar da kızarıklık yapabilir. Bu yüzden her kırmızı yüz “rozasea” değildir.

Yüzde kızarıklık, yanma-batma, hassasiyet, kılcal damar görünümü ve bazen akne benzeri kabarıklıklarla seyreden kronik inflamatuvar bir deri hastalığıdır. 

Rozasea kronik bir hastalıktır. Tedaviyle kontrol altına alınabilir; ancak “tamamen ve kalıcı olarak bitti” demek doğru değildir. Alevlenmeler görülebilir.

Hayır. Melazma, güneş lekeleri (solar lentigo), seboreik keratoz, çiller ve akne sonrası lekeler birbirine benzeyebilir ancak tedavileri farklıdır. Doğru tanı, başarılı tedavinin ilk adımıdır.

Çünkü bazı lekeler kozmetik bir sorunken bazıları farklı deri hastalıklarını taklit edebilir. Tedavi seçimi lekenin tipi, derinliği ve yerleşimine göre değişir.

Medikal cilt bakımı; cildin ihtiyaçlarına göre planlanan, dermatolojik değerlendirme sonrasında uygulanan profesyonel bakım işlemleridir. Amaç cildi temizlemek, bariyeri desteklemek ve diğer tedavilere uygun bir zemin hazırlamaktır. 

Çoğu kişi için uygundur. Ancak aktif enfeksiyon, bazı dermatolojik hastalıklar veya yakın zamanda yapılan işlemler nedeniyle uygulama içeriğinin değiştirilmesi gerekebilir.

Mikroiğneleme, ciltte kontrollü mikrokanallar oluşturarak doğal yara iyileşme sürecini ve kolajen üretimini uyarmayı amaçlayan minimal invaziv bir işlemdir. 

Akne skarları, ince kırışıklıklar, geniş gözenek görünümü, cilt dokusundaki düzensizlikler ve bazı çatlak tiplerinde kullanılabilir. 

Rejeneratif tedaviler; cildin doğal onarım mekanizmalarını desteklemeyi, kolajen üretimini uyarmayı ve cilt kalitesini iyileştirmeyi hedefleyen uygulamalardır. Amaç hacim vermekten çok cildin kalitesini artırmaktır.  



Somon DNA olarak bilinen uygulamalar, yüksek saflıkta polinükleotidler içerir. Bunlar ciltte doku onarımı, hidrasyon ve kolajen üretimini destekleyen biyolojik moleküllerdir.

Cilt kalitesini, elastikiyeti ve nem seviyesini desteklemeyi amaçlar. Özellikle ince, hassas ve yıpranmış ciltlerde sık tercih edilir. 

Altın iğneli radyofrekans, mikroiğneler aracılığıyla cildin belirli derinliklerine kontrollü radyofrekans enerjisi vererek kolajen yeniden yapılanmasını hedefleyen bir tedavidir. Günümüzde akne skarları, geniş gözenek görünümü, cilt dokusundaki düzensizlikler, ince kırışıklıklar, elastikiyet kaybı ve bazı çatlak tiplerinde sık kullanılan yöntemlerden biridir.  



Fraksiyonel Er:YAG lazer, ciltte mikrotermal kolonlar şeklinde tedavi alanları oluşturarak kontrollü bir yenilenme süreci başlatan ablativ bir lazer sistemidir. Amaç cilt dokusunu yeniden yapılandırmak, kolajen üretimini uyarmak ve cilt kalitesini iyileştirmektir. 

BBL, geniş bant ışık teknolojisi kullanan bir tedavi sistemidir. Lazer değildir; farklı dalga boylarındaki ışık enerjisini kullanarak pigment, damar ve güneş hasarına bağlı cilt değişikliklerini hedefler.  



Her iki teknoloji de pigmenti hedefleyen lazer sistemleridir. Temel amaç; melanin pigmentini veya dövme mürekkebini küçük parçacıklara ayırarak vücudun bunları zamanla uzaklaştırmasını sağlamaktır.

Botulinum toksin, belirli kasların geçici olarak gevşemesini sağlayan bir ilaçtır. Estetik dermatolojide mimik çizgilerinin yumuşatılması, bazı yüz şekillendirme uygulamaları ve aşırı terleme tedavisinde kullanılmaktadır. 

Hyalüronik asit, cildimizde doğal olarak bulunan su tutucu bir moleküldür. Dolgu uygulamalarında hacim kaybını düzeltmek, yüz konturlarını desteklemek ve bazı kırışıklıkları azaltmak amacıyla kullanılır.  



Biyostimülanlar, sadece hacim vermeyi değil, cildin kendi kolajen üretimini uyarmayı hedefleyen enjekte edilebilir tedavilerdir. Güncel estetik yaklaşımda “doldurmak” yerine “yeniden yapılandırmak” amacıyla kullanılmaktadırlar. 

Sıkça sorulan sorular