Uzm. Dr. Özlem Gürbüz Nazlı

Yükleniyor...

Medikal ve kozmetik dermatolojinin kesişim noktasında, cildinizin sağlığını ve doğal estetiğini önceliğimiz yapıyoruz.

Biyostimülan Nedir? Dolgudan Farkı Ne?

  • Anasayfa
  • Biyostimülan Nedir? Dolgudan Farkı Ne?
Biyostimülan Nedir? Dolgudan Farkı Ne?

Biyostimülan Nedir? Dolgudan Farkı Ne?

Son yıllarda estetik uygulamalarda “biyostimülan” veya “kolajen uyarıcı” ifadelerini giderek daha sık duyuyoruz.

Peki biyostimülanlar tam olarak nedir? Dolguların yerine mi kullanılırlar, yoksa tamamen farklı bir tedavi midir?

Kısa cevap: Biyostimülanlar ile klasik hyalüronik asit dolguların etki mekanizmaları ve kullanım amaçları farklıdır. Ancak bu iki grup arasında her zaman keskin bir sınır yoktur.

Biyostimülan nedir?

Biyostimülasyon genel olarak dokunun kendi yenilenme ve yeniden yapılanma süreçlerini uyarmayı amaçlayan yaklaşımları tanımlamak için kullanılan bir kavramdır.

Estetik dermatolojide “kolajen biyostimülatörü” denildiğinde ise çoğunlukla uygulandığı dokuda kontrollü bir biyolojik yanıt oluşturarak yeni kolajen üretimini destekleyen enjekte edilebilir ürünlerden söz edilir.

Bu grupta en iyi bilinen maddeler arasında kalsiyum hidroksiapatit (CaHA), polikaprolakton (PCL) ve poli-L-laktik asit (PLLA) bulunur.

Bu ürünlerin temel amacı yalnızca uygulandıkları bölgeye hazır bir hacim eklemek değil, zaman içerisinde dokunun yeniden yapılanmasını ve kolajen üretimini desteklemektir.

Dolgu nasıl çalışır?

Klasik dolgu uygulamalarında en sık kullanılan materyallerden biri hyalüronik asittir (HA).

Hyalüronik asit dolgular uygulandıkları bölgeye doğrudan hacim ve yapısal destek sağlayabilir. Bu nedenle dudak şekillendirme, bazı yüz konturlarının düzenlenmesi veya hacim kayıplarının yerine konması gibi amaçlarla kullanılabilir.

Sonuç genellikle uygulamadan hemen sonra görülmeye başlar.

Biyostimülanlarda ise tedavinin önemli bir kısmı haftalar ve aylar içerisinde gelişen kolajen yeniden yapılanmasına dayanır.

En önemli fark nedir?

Basitleştirirsek:

Hyalüronik asit dolgular → öncelikle hacim ve şekillendirme sağlar.
Kolajen biyostimülatörleri → öncelikle dokunun zaman içerisinde kolajen üretimini ve yeniden yapılanmasını desteklemeyi hedefler.

Ancak gerçek hayatta bu ayrım her zaman bu kadar kesin değildir.

Öneğin bazı CaHA uygulamaları hem erken dönemde yapısal destek sağlayabilir hem de daha uzun dönemde biyostimülatör etki gösterebilir. Benzer şekilde farklı ürünlerin fiziksel ve biyolojik özellikleri birbirinden farklıdır.

Bu nedenle “dolgu mu, biyostimülan mı?” sorusunun cevabı kullanılan ürün kadar hangi amaçla ve hangi teknikle uygulandığına da bağlıdır.

Biyostimülanların etkisi hemen görülür mü?

Ürüne göre değişir.

Bazı ürünlerde uygulama sonrasında taşıyıcı materyal veya enjeksiyona bağlı olarak erken bir değişiklik görülebilir. Ancak biyostimülasyonun asıl hedefi olan kolajen yeniden yapılanması zaman gerektirir.

Bu nedenle sonuçların önemli bir kısmı kademeli olarak ortaya çıkar.

Biyostimülan uygulamalarını klasik dolgudan ayıran özelliklerden biri de budur: Hedef her zaman “bugün hacim eklemek” değil, dokunun zaman içerisinde yeniden yapılanmasını desteklemektir.

Biyostimülanlar yüzü şişirir mi?

Doğru hasta seçimi ve uygun teknikle kullanıldığında biyostimülanların amacı yüzü gereksiz şekilde büyütmek değildir.

Özellikle belirgin hacim değişikliği istemeyen ancak cilt kalitesi, elastikiyet kaybı veya yaşla ilişkili yapısal değişikliklere yönelik daha kademeli bir yaklaşım isteyen hastalarda biyostimülatör tedaviler değerlendirilebilir.

Ancak “biyostimülan yüzü asla şişirmez” demek de doğru değildir. Kullanılan ürün, konsantrasyon, uygulanan miktar, anatomik bölge ve enjeksiyon tekniği sonucu doğrudan etkiler.

Biyostimülan ile skinbooster veya “nem aşısı” aynı şey mi?

Hayır.

Bu kavramlar günlük kullanımda zaman zaman birbirine karıştırılıyor.

Hyalüronik asit bazlı skinbooster uygulamalarında temel hedef genellikle cildin hidrasyonu ve bazı cilt özelliklerinin iyileştirilmesidir. Kolajen biyostimülatörlerinde ise temel hedeflerden biri fibroblast yanıtı ve yeni ekstrasellüler matriks oluşumunun uyarılmasıdır.

Dolayısıyla “enjeksiyonla yapılan her cilt kalitesi uygulamasını” biyostimülan olarak adlandırmak bilimsel açıdan doğru değildir.

Biyostimülanlar kimler için uygun olabilir?

Tedavi kararı yalnızca yaşa göre verilmez.

Cilt kalitesi, elastikiyet kaybı, yüz anatomisi, hacim değişiklikleri ve kişinin beklentileri birlikte değerlendirilmelidir.

Bazı kişilerde biyostimülatör tedavi tek başına uygun olabilirken bazı kişilerde hyalüronik asit dolgular, botulinum toksin veya farklı cilt kalitesi uygulamalarıyla birlikte planlanabilir.

Bazı kişilerde ise biyostimülan uygulamasına hiç ihtiyaç olmayabilir.

Hangisi daha iyi: Dolgu mu, biyostimülan mı?

Aslında doğru soru bu değildir.

Çünkü bu iki tedavi her zaman birbirinin alternatifi değildir.

Belirgin bir anatomik bölgeye hacim veya kontur kazandırmak istiyorsak hyalüronik asit dolgu daha uygun olabilir. Amaç daha kademeli bir şekilde kolajen üretimini ve doku kalitesini desteklemekse biyostimülatör tedaviler düşünülebilir.

Bazı hastalarda ise her iki yaklaşımın farklı amaçlarla birlikte kullanılması gerekebilir.

Sonuç: Biyostimülan mı, dolgu mu?

Estetik uygulamalarda ürün isminden önce neyi düzeltmeye çalıştığımızı belirlemek gerekir.

Dolgu ile biyostimülan arasındaki temel fark yalnızca kullanılan madde değil, tedaviden beklediğimiz sonuçtur.

Hacim mi gerekiyor? Yapısal destek mi? Cilt kalitesinde iyileşme mi? Kolajen kaybını mı hedefliyoruz?

Bu soruların cevabı kişiden kişiye değişir.

Bu nedenle doğal bir sonuç için amaç mümkün olduğunca fazla ürün kullanmak değil; yüz anatomisine, doku özelliklerine ve kişinin ihtiyacına uygun tedaviyi seçmektir.