Yükleniyor...
Medikal ve kozmetik dermatolojinin kesişim noktasında, cildinizin sağlığını ve doğal estetiğini önceliğimiz yapıyoruz.
Cilt bakımı denildiğinde bugün karşımıza onlarca ürün, çok basamaklı rutinler ve sürekli değişen aktif içerikler çıkıyor. Bir dönem retinol, başka bir dönem peptitler, asitler ya da farklı içerikler gündemin merkezine yerleşebiliyor.
Oysa bir dermatolog olarak benim için iyi bir cilt bakımının başlangıç noktası ürün sayısı değil, cildin neye ihtiyacı olduğudur.
Çünkü cilt bakımı herkese uygulanabilecek tek bir reçete değildir. Yaş, cilt tipi, mevcut dermatolojik hastalıklar, kullanılan ilaçlar, kişinin yaşam biçimi, güneş maruziyeti ve hatta bir ürünü düzenli kullanıp kullanamayacağı bile oluşturulacak rutini değiştirebilir.
Cilt bakımında en sık karşılaştığım yanılgılardan biri, daha fazla ürün kullanmanın daha iyi bir cilt anlamına geleceği düşüncesidir.
Oysa sağlıklı bir rutinin temeli çoğu kişi için oldukça basittir: uygun bir temizleme, cildin ihtiyacına göre nemlendirme ve düzenli güneşten korunma.
Bunun üzerine ekleyeceğimiz aktif içeriklerin ise bir amacı olmalıdır.
Akne mi tedavi ediyoruz? Pigmentasyonla mı mücadele ediyoruz? Foto-yaşlanma belirtilerini mi hedefliyoruz? Rozasea veya hassasiyet mi var?
Benim için önemli soru “Bu rutine başka ne ekleyebiliriz?” değil, “Bu kişinin cildinin gerçekten neye ihtiyacı var?” sorusudur.
Temizleme, sağlıklı bir bakım rutininin önemli bir parçasıdır. Ancak temizlik hissini cildin gergin, kuru veya adeta “gıcır gıcır” olmasıyla eşleştirmek doğru değildir.
Agresif temizleyiciler, sık yıkama ve mekanik olarak cildi sürekli ovalamak bazı kişilerde irritasyonu artırabilir.
Bu nedenle temizleyici seçerken yalnızca cildin yağlı veya kuru olması değil; hassasiyet, akne, rozasea veya egzama eğilimi gibi özellikler de dikkate alınmalıdır.
Temizlemenin amacı cilt bariyerini zorlamak değil; gün içerisinde biriken sebumu, kiri, makyajı ve kullanılan ürünlerin kalıntılarını cildi gereksiz yere irrite etmeden uzaklaştırmaktır.
“Cildim yağlı, nemlendirici kullanmamalıyım” düşüncesi de oldukça yaygındır.
Oysa cildin yağ üretmesi ile yeterli hidrasyona sahip olması aynı şey değildir. Özellikle akne tedavisinde kullanılan retinoidler, benzoil peroksit ve bazı diğer topikal tedaviler kuruluk ve irritasyona yol açabilir.
Uygun bir nemlendirici bu noktada yalnızca konfor sağlamaz; tedavinin daha iyi tolere edilmesine de yardımcı olabilir.
Dolayısıyla nemlendirici seçimini yalnızca “kuru cilt ürünü” olarak görmek yerine, cilt bariyerini ve su dengesini destekleyen bir bakım adımı olarak değerlendirmek daha doğru olur.
Cilt bakımında onlarca aktif içerikten söz edebiliriz ancak fotokorumayı atlayıp yalnızca serumlara odaklanmak bana göre iyi bir strateji değildir.
Ultraviyole maruziyeti; deri kanserlerinin yanı sıra foto-yaşlanma, pigmentasyon değişiklikleri ve bazı dermatolojik hastalıkların seyri açısından önemlidir.
Bu nedenle geniş spektrumlu güneş koruyucular, koruyucu giysiler, gölgede kalma ve yoğun güneş maruziyetinden kaçınma gibi yöntemler birlikte düşünülmelidir.
Özellikle İzmir gibi yılın önemli bir bölümünde güneş maruziyetinin yüksek olabildiği bölgelerde düzenli fotoproteksiyon, cilt bakımının temel parçalarından biri olmalıdır. Burada en iyi güneş koruyucu yalnızca etiketi en iddialı olan ürün değil; kişinin yeterli miktarda ve düzenli kullanabildiği, cilt tipine uygun üründür.
Retinoidler, azelaik asit, salisilik asit ve farklı aktif içerikler dermatolojide belirli endikasyonlarda oldukça değerlidir.
Örneğin topikal retinoidler akne tedavisinin temel seçenekleri arasında yer alırken, tretinoinin foto-yaşlanma bulguları üzerindeki etkinliğini destekleyen güçlü bilimsel veriler de bulunmaktadır.
Ancak bilimsel olarak etkili bir içerik olması, herkesin o ürünü kullanması gerektiği anlamına gelmez.
Cildin toleransı, mevcut hastalıklar, kullanılan diğer ürünler ve tedavi hedefi dikkate alınmadan birden fazla aktif içeriği aynı rutine eklemek irritasyona neden olabilir.
Bu nedenle aktif içerik seçerken trendlerden çok endikasyona bakmayı tercih ediyorum.
Son yıllarda cilt bakımında asitler, peeling ürünleri, retinoidler ve farklı aktiflerin aynı anda kullanıldığı oldukça yoğun rutinlerle sık karşılaşıyoruz.
Ciltte hafif bir yanma veya soyulmanın her zaman “ürün çalışıyor” anlamına geldiğini düşünmek ise doğru değildir.
Yanma, batma, kızarıklık, belirgin kuruluk ve sürekli soyulma bazen irritasyonun işaretidir. Böyle bir durumda daha fazla ürün eklemek yerine rutini sadeleştirmek gerekebilir.
Cilt bakımında amaç, cildi sürekli bir yenilenme ve tahriş döngüsüne sokmak değildir.
Bazen cilt için yapabileceğimiz en doğru şey, daha fazlasını yapmak değil; gereksiz olanı çıkarmaktır.
Bir ürünün fiyatı veya sosyal medyadaki popülerliği tek başına etkinliğini göstermez.
Formülasyon, aktif içeriğin konsantrasyonu ve stabilitesi, ürünün cilt tarafından tolere edilmesi ve kişinin o ürünü düzenli kullanabilmesi çok daha anlamlıdır.
Bu nedenle bir ürünü değerlendirirken ambalajından veya trend olmasından önce “Bu ürünün bu ciltte ne yapmasını bekliyoruz?” sorusunu sormayı daha doğru buluyorum.
Her ürünün rutinde bir görevi olmalıdır.
Bence en önemli ayrımlardan biri de budur.
Cilt bakım ürünleri sağlıklı cildin korunmasına yardımcı olabilir; ancak akne, rozasea, egzama, melazma veya diğer dermatolojik hastalıklarda yalnızca kozmetik ürünlerle çözüm aramak bazen doğru tedavinin gecikmesine neden olabilir.
Bir problem devam ediyor, kötüleşiyor veya iz bırakıyorsa mesele artık yalnızca “hangi serumu kullanmalıyım?” olmayabilir.
Bu noktada önce doğru tanının konulması gerekir. İzmir dermatolog değerlendirmesinde kişinin cilt tipi, mevcut dermatolojik problemi, kullandığı ürünler ve günlük bakım alışkanlıkları birlikte ele alınarak gereksiz ürün yükünün azaltılması ve daha uygun bir rutin oluşturulması hedeflenebilir.
Bir dermatolog olarak cilt bakımına kusursuz bir cilt yaratma çabası olarak değil, cildin sağlığını ve fonksiyonlarını destekleyen bir süreç olarak bakıyorum.
İyi bir rutin her zaman uzun olmak zorunda değildir. Her trendi takip etmek, her aktif içeriği kullanmak veya sürekli yeni ürünler denemek de gerekli değildir.
Bazen üç doğru ürün, on yanlış üründen çok daha değerlidir.
Benim için iyi cilt bakımının özeti oldukça basit:
Cildi tanımak, ihtiyacını belirlemek, bilimsel olarak anlamlı ürünleri doğru şekilde kullanmak ve sürdürülebilir bir rutin oluşturmak.
Çünkü cilt bakımında hedef daha fazlasını yapmak değil, doğru olanı yapmaktır.