Uzm. Dr. Özlem Gürbüz Nazlı

Yükleniyor...

Medikal ve kozmetik dermatolojinin kesişim noktasında, cildinizin sağlığını ve doğal estetiğini önceliğimiz yapıyoruz.

Yüz Yaşlanması Sadece Kırışıklıklardan mı İbarettir?

  • Anasayfa
  • Yüz Yaşlanması Sadece Kırışıklıklardan mı İbarettir?
Yüz Yaşlanması Sadece Kırışıklıklardan mı İbarettir?

Yüz Yaşlanması Sadece Kırışıklıklardan mı İbarettir?

Yaşlanma denildiğinde çoğumuzun aklına ilk olarak kırışıklıklar gelir.

Alındaki çizgiler, göz çevresindeki ince kırışıklıklar veya ağız çevresindeki çizgiler yaş almanın en görünür belirtilerinden olabilir. Ancak yüzün yaşlanma süreci yalnızca cilt yüzeyinde gerçekleşmez.

Kısa cevap: Hayır. Yüz yaşlanması, kırışıklıklardan çok daha fazlasıdır.

Cildin yapısındaki değişikliklerin yanı sıra yüzümüzdeki yağ dokuları, kaslar ve kemik yapı da zaman içerisinde değişir. Bu değişikliklerin birbirleriyle etkileşimi, yüzün zamanla farklı görünmesine neden olur.

Yaşlanmayla Birlikte Ciltte Neler Değişir?

Yaşla birlikte cildin yapısal ve fonksiyonel özelliklerinde değişiklikler meydana gelir.

Kolajen ve elastik liflerdeki değişimler, cildin su tutma kapasitesinin ve yenilenme yeteneğinin azalması; zaman içerisinde ince çizgilerin, kırışıklıkların ve gevşekliğin belirginleşmesine katkıda bulunabilir.

Buna bir de yıllar boyunca biriken güneş maruziyeti eklendiğinde süreç hızlanabilir.

Fotoyaşlanma yalnızca kırışıklık oluşturmaz. Ciltte şu değişikliklere de yol açabilir:

  • Renk düzensizlikleri ve lekeler,
  • Elastikiyet kaybı,
  • Yüzey düzensizliği ve pürüzlenme,
  • Kılcal damarların belirginleşmesi.

Bu nedenle aynı yaştaki iki kişin

Yaşlanma denildiğinde çoğumuzun aklına ilk olarak kırışıklıklar gelir.

Alındaki çizgiler, göz çevresindeki ince kırışıklıklar veya ağız çevresindeki çizgiler yaş almanın en görünür belirtilerinden olabilir. Ancak yüzün yaşlanma süreci yalnızca cilt yüzeyinde gerçekleşmez.

Kısa cevap: Hayır. Yüz yaşlanması, kırışıklıklardan çok daha fazlasıdır.

Cildin yapısındaki değişikliklerin yanı sıra yüzümüzdeki yağ dokuları, kaslar ve kemik yapı da zaman içerisinde değişir. Bu değişikliklerin birbirleriyle etkileşimi, yüzün zamanla farklı görünmesine neden olur.

Yaşlanmayla Birlikte Ciltte Neler Değişir?

Yaşla birlikte cildin yapısal ve fonksiyonel özelliklerinde değişiklikler meydana gelir.

Kolajen ve elastik liflerdeki değişimler, cildin su tutma kapasitesinin ve yenilenme yeteneğinin azalması; zaman içerisinde ince çizgilerin, kırışıklıkların ve gevşekliğin belirginleşmesine katkıda bulunabilir.

Buna bir de yıllar boyunca biriken güneş maruziyeti eklendiğinde süreç hızlanabilir.

Fotoyaşlanma yalnızca kırışıklık oluşturmaz. Ciltte şu değişikliklere de yol açabilir:

  • Renk düzensizlikleri ve lekeler,
  • Elastikiyet kaybı,
  • Yüzey düzensizliği ve pürüzlenme,
  • Kılcal damarların belirginleşmesi.

Bu nedenle aynı yaştaki iki kişin cildi oldukça farklı görünebilir.

Yüzdeki Hacim Neden Zamanla Değişir?

Yüzümüzdeki yağ dokusu tek parça halinde bulunmaz. Farklı anatomik bölgelerde yerleşmiş ayrı yağ kompartımanlarından oluşur.

Yaşla birlikte bu kompartımanların hepsi aynı şekilde değişmez.

Bazı bölgelerde hacim azalabilirken bazı bölgelerde farklı hacim ve dağılım değişiklikleri ortaya çıkabilir. Bunun sonucunda genç yaşlarda daha yumuşak geçişlere sahip olan yüz konturları zaman içerisinde değişebilir.

Örneğin orta yüz bölgesindeki değişiklikler göz altı ile yanak arasındaki geçişin daha belirgin görünmesine, nazolabial oluğun derinleşmesine veya yüzün daha yorgun algılanmasına katkıda bulunabilir.

Bu nedenle yüzde gördüğümüz her “çöküklük” yalnızca cilt gevşemesinden kaynaklanmaz.

Yüz Kemikleri de Yaşlanır mı?

Evet.

Belki de yüz yaşlanmasının en az bilinen parçalarından biri budur.

Yüz iskeleti, erişkinlikten sonra tamamen sabit kalan bir yapı değildir. Yaşam boyunca farklı bölgelerde yeniden şekillenmeye devam eder.

Özellikle göz çevresi, orta yüz, üst çene ve alt çene bölgesinde yaşla ilişkili anatomik değişiklikler gösterilmiştir.

Bu değişiklikler yüzün üzerindeki yumuşak dokular için mevcut olan desteği de etkileyebilir.

Dolayısıyla bazen dışarıdan “hacim kaybı” veya “sarkma” olarak gördüğümüz değişikliğin bir bölümü, daha derindeki iskelet yapısındaki değişimlerle ilişkili olabilir.

Yerçekimi Yüzü Aşağı mı Çeker?

Bu anlatım biraz fazla basit kalmaktadır.

Uzun yıllar boyunca yüz yaşlanması çoğunlukla dokuların yerçekimi etkisiyle aşağı doğru sarkması şeklinde açıklanıyordu.

Günümüzde ise yüz yaşlanmasının bundan çok daha karmaşık olduğunu biliyoruz.

Kemik yapı yeniden şekilleniyor, yağ kompartımanları farklı biçimlerde değişiyor, cilt elastikiyetini kaybediyor ve yüzün farklı anatomik katmanlarında birbirinden farklı süreçler yaşanıyor.

Üstelik son yıllardaki anatomik çalışmalar bazı eski kabulleri de sorguluyor. Örneğin bütün yüz yağlarının yaşla birlikte basitçe “eridiği ve aşağı kaydığı” veya tüm bağların zaman içerisinde gevşediği düşüncesi güncel verilerle tam olarak desteklenmiyor.

Yani yüz yaşlanmasını yalnızca “hacim kaybettik ve dokular aşağı indi” şeklinde açıklamak artık yeterli değildir.

Mimikler Kırışıklık Oluşumunda Nasıl Rol Oynar?

Gülmek, kaş çatmak veya gözleri kısmak gibi yüz hareketleri sırasında cilt sürekli olarak belirli noktalardan katlanır.

Genç yaşlarda bu çizgiler mimik sona erdiğinde büyük ölçüde kaybolabilir.

Zaman içerisinde cildin mekanik özellikleri değiştikçe tekrarlayan mimik çizgileri istirahatte de görünür hale gelebilir.

Bu nedenle özellikle alın, kaş arası ve göz çevresindeki bazı kırışıklıklarda kas hareketleri önemli bir rol oynar.

Ancak yüzün alt bölümündeki kontur değişikliklerini veya orta yüzdeki hacim değişikliklerini yalnızca mimik kaslarıyla açıklamak mümkün değildir.

Güneş Yüz Yaşlanmasını Ne Kadar Etkiler?

Oldukça fazla.

Yaşlanmayı genel olarak intrinsik yaşlanma ve ekstrinsik yaşlanma şeklinde iki ana başlık altında değerlendirebiliriz.

İntrinsik yaşlanma zamanla meydana gelen doğal biyolojik süreçleri ifade ederken ekstrinsik yaşlanmanın en önemli nedenlerinden biri kronik UV maruziyetidir.

UV ışınları dermal ekstraselüler matriksi etkileyerek kolajen ve elastik liflerde yapısal değişikliklere katkıda bulunur.

Bu nedenle güneşten korunmak yalnızca leke veya deri kanserinden korunmak için değil, fotoyaşlanmayı azaltmak açısından da önemlidir.

Yüz Gençleştirmede Neden Tek Bir İşlem Yeterli Olmayabilir?

Çünkü herkes aynı şekilde yaşlanmaz.

Bir kişide temel problem mimik çizgileri olabilirken başka bir kişide güneş hasarı ve pigmentasyon ön planda olabilir.

Bir başkasında hacim ve kontur değişiklikleri, bir diğerinde ise cilt gevşekliği daha belirgin olabilir.

Bu nedenle yalnızca kırışıklıklara bakılarak yapılan bir tedavi planı, yüz yaşlanmasının tamamını değerlendirmeyebilir.

Örneğin botulinum toksin, mimik kaslarının oluşturduğu dinamik çizgiler için oldukça etkili olabilir; ancak ciltteki güneş hasarını veya yüzdeki hacim değişikliklerini tedavi etmez.

Benzer şekilde dolgu uygulamak da her yaşlanma bulgusunun çözümü değildir.

Doğal bir sonuç için önce yüzün hangi anatomik katmanında neyin değiştiğini anlamak gerekir.

Her Yaşlanma Bulgusunu Tedavi Etmek Gerekir mi?

Hayır.

Yüz yaşlanması bir hastalık değildir ve yüzümüzde meydana gelen her değişikliğin düzeltilmesi gerekmez.

Kozmetik uygulamalarda amaç kişinin yüzünü başka bir yüz haline getirmek veya bütün yaş alma belirtilerini ortadan kaldırmak olmamalıdır.

Tedavi düşünülüyorsa kişinin anatomisi, mimikleri, yüz oranları ve beklentileri birlikte değerlendirilerek gerçekten ihtiyaç duyulan bölgelere odaklanmak daha doğal sonuçlar sağlayabilir.

Bazen doğru tedavi bir işlem yapmakken, bazen de hiç işlem yapmamaktır.

Sonuç: Yüz Yaşlanması Sadece Kırışıklıklardan mı İbarettir?

Hayır. Yüz yaşlanması yalnızca kırışıklıklardan ibaret değildir.

Cildin yapısı değişir, güneş hasarı birikir, yağ kompartımanlarında farklı değişiklikler meydana gelir ve yüz iskeleti yaşam boyunca yeniden şekillenmeye devam eder.

Üstelik bütün bu süreçler herkeste aynı hızda ve aynı bölgelerde gerçekleşmez.

Bu nedenle yüz gençleştirme planlamasında yalnızca aynada gördüğümüz çizgiye değil, o çizginin neden oluştuğuna bakmak gerekir.

Amaç bütün kırışıklıkları silmek değil; yüzün nasıl yaşlandığını anlayarak gerekiyorsa doğru noktaya, doğru müdahaleyi yapmaktır.