Uzm. Dr. Özlem Gürbüz Nazlı

Yükleniyor...

Medikal ve kozmetik dermatolojinin kesişim noktasında, cildinizin sağlığını ve doğal estetiğini önceliğimiz yapıyoruz.

Dolgu Zamanla Tamamen Kaybolur mu?

  • Anasayfa
  • Dolgu Zamanla Tamamen Kaybolur mu?
Dolgu Zamanla Tamamen Kaybolur mu?

Dolgu Zamanla Tamamen Kaybolur mu?

Hyalüronik asit dolgular hakkında en sık duyduğumuz bilgilerden biri, “6–12 ay içerisinde tamamen eridiği” yönündedir.

Peki gerçekten öyle mi?

Kısa cevap: Dolgunun gözle görülen etkisinin azalması ile dolgu materyalinin dokudan tamamen kaybolması aynı şey değildir. Güncel görüntüleme çalışmaları, bazı hyalüronik asit dolguların belirli anatomik bölgelerde beklediğimizden daha uzun süre dokuda saptanabildiğini gösteriyor.

Hyalüronik asit dolgu nedir?

Hyalüronik asit (HA), vücudumuzda doğal olarak bulunan bir moleküldür ve su tutma kapasitesi oldukça yüksektir.

Dolgu ürünlerinde kullanılan hyalüronik asit ise dokuda daha uzun süre kalabilmesi için çeşitli yöntemlerle çapraz bağlanarak daha dayanıklı hale getirilir.

Bu ürünler; hacim kaybını yerine koymak, bazı yüz konturlarını desteklemek, dudak şekillendirmek veya belirli çizgi ve çöküklükleri azaltmak gibi farklı amaçlarla kullanılabilir.

Ancak tüm hyalüronik asit dolgular aynı özelliklere sahip değildir.

Dolgunun etkisi ne kadar sürer?

Bunun tek bir cevabı yoktur.

Etki süresi;

• Kullanılan dolgunun özelliklerine,
• Çapraz bağlanma yapısına,
• Uygulanan miktara,
• Enjeksiyon yapılan anatomik bölgeye,
• Uygulama derinliğine,
• Dokunun hareketliliğine

göre değişebilir.

Bu nedenle “bütün dolgular 6 ayda erir” veya “her dolgu 18 ay kalır” gibi kesin süreler vermek doğru değildir.

Etkisi geçtiğinde dolgu tamamen yok olmuş mudur?

Her zaman değil.

Bir dolgunun hacim verici etkisinin zaman içerisinde azalması, materyalin tamamının o anda dokudan kaybolduğu anlamına gelmez.

Hyalüronik asit zaman içerisinde enzimatik ve oksidatif mekanizmalarla parçalanır. Ancak çapraz bağlı dolgu materyalinin dokudaki degradasyon süreci ürün ve anatomik bölgeye göre oldukça değişken olabilir.

Son yıllarda özellikle manyetik rezonans görüntüleme (MRI) ile yapılan çalışmalar, bazı hastalarda hyalüronik asit dolgu materyalinin uygulamadan yıllar sonra bile belirli yüz bölgelerinde saptanabildiğini göstermiştir.

Bu bulgular, dolguların kalıcılığı konusunda geçmişte kullandığımız bazı kesin süreleri yeniden değerlendirmemiz gerektiğini düşündürüyor.

Dolgu yıllarca kalıyorsa neden etkisini görmüyorum?

Çünkü “dokuda dolgu bulunması” ile “ilk günkü kozmetik etkinin devam etmesi” aynı şey değildir.

Dolgu zaman içerisinde parçalanabilir, hacim etkisi azalabilir ve çevresindeki dokular yaşlanmaya devam eder.

Aynı zamanda yüzümüzde kemik, yağ dokusu, bağlar ve ciltte yaşla ilişkili değişiklikler sürer.

Dolayısıyla yıllar sonra görüntülemede bir miktar dolgu materyali saptanması, yüzün uygulamanın ilk günündeki gibi görünmesi gerektiği anlamına gelmez.

Her bölgede dolgu aynı hızda mı kaybolur?

Hayır.

Hareketin yoğun olduğu dudak gibi bölgeler ile daha derin ve nispeten daha az hareketli anatomik bölgelerde dolgunun davranışı aynı olmayabilir.

Ürünün reolojik özellikleri ve hangi doku planına yerleştirildiği de kalıcılığı etkileyebilir.

Bu nedenle dolgu tedavisinde yalnızca “hangi marka?” veya “kaç ml?” soruları değil, hangi ürünün hangi anatomik bölgeye ve hangi amaçla uygulandığı önemlidir.

Eski dolgunun üzerine tekrar dolgu yapılabilir mi?

Gerekli değerlendirme yapılmadan otomatik olarak yapılmamalıdır.

Özellikle yıllar içerisinde tekrarlayan dolgu uygulamalarında, önce mevcut yüz anatomisinin ve daha önce yapılan işlemlerin değerlendirilmesi önemlidir.

Çünkü kişinin “dolgu tamamen eridi” diye düşünmesi, dokuda hiç dolgu kalmadığı anlamına gelmeyebilir.

Gereksiz ve tekrarlayan hacim eklemeleri zaman içerisinde doğal yüz oranlarının değişmesine veya istenmeyen dolgunluklara neden olabilir.

Bu nedenle takvim dolduğu için dolgu yenilemek yerine, gerçekten yeniden hacim ihtiyacı olup olmadığına bakmak daha doğru bir yaklaşımdır.

Dolgu göç edebilir mi?

Hyalüronik asit dolgular uygun olmayan ürün, miktar veya teknik kullanıldığında ya da belirli anatomik koşullarda başlangıçta hedeflenen bölgenin dışında görülebilir.

Ancak zaman içerisinde ortaya çıkan her şişlik veya kontur değişikliğini “dolgu göçü” olarak adlandırmak da doğru değildir.

Ürünün yerleşimi, ödem, fazla dolgu kullanımı, anatomik değişiklikler veya farklı komplikasyonlar benzer görüntüler oluşturabilir.

Gerekli durumlarda ultrason gibi görüntüleme yöntemleri mevcut dolgunun değerlendirilmesine yardımcı olabilir.

Hyalüronik asit dolgu eritilebilir mi?

Hyalüronik asit dolguların önemli özelliklerinden biri, gerektiğinde hyalüronidaz enzimi kullanılarak parçalanabilmeleridir.

Bu özellik, istenmeyen sonuçların veya bazı komplikasyonların yönetiminde önemli bir avantaj sağlar.

Ancak hyalüronidaz uygulaması da sıradan bir kozmetik işlem değildir. Endikasyonu, uygulanacak bölge ve gerekli doz hekim tarafından değerlendirilmelidir.

Dolgunun uzun süre kalması kötü bir şey mi?

Tek başına hayır.

Bir dolgunun beklenenden uzun süre dokuda bulunması otomatik olarak zararlı veya komplikasyon gelişeceği anlamına gelmez.

Asıl önemli olan ürünün doğru endikasyonda, uygun anatomik bölgeye, uygun miktarda ve doğru teknikle uygulanmasıdır.

Sorun çoğu zaman “dolgunun uzun süre kalması” değil; mevcut dolgu hesaba katılmadan gereksiz miktarlarda tekrar tekrar ürün eklenmesidir.

Sonuç: Dolgu gerçekten tamamen kayboluyor mu?

Hyalüronik asit dolgular zaman içerisinde parçalanır ve klinik etkileri azalır. Ancak bu sürecin herkeste ve her anatomik bölgede aynı hızda gerçekleştiğini söylemek mümkün değildir.

Görüntüleme çalışmaları bazı dolguların klinik etkileri azaldıktan uzun süre sonra bile dokuda saptanabileceğini göstermektedir.

Bu nedenle dolgu uygulamalarında en doğru yaklaşım belirli bir süre geçtiği için otomatik olarak yeni dolgu yapmak değildir.

Takvime değil, yüzün o günkü anatomisine ve gerçekten neye ihtiyacı olduğuna bakmak gerekir.