Yükleniyor...
Medikal ve kozmetik dermatolojinin kesişim noktasında, cildinizin sağlığını ve doğal estetiğini önceliğimiz yapıyoruz.
Akne izleri için tedavi araştırırken karşımıza çoğu zaman aynı soru çıkar:
“Hangi cihaz akne izlerini geçirir?”
Oysa akne izlerinde asıl soru çoğu zaman hangi cihazın kullanılacağı değil, hangi tip izin tedavi edildiğidir.
Çünkü aynı yüzde bile farklı derinliklerde ve farklı yapılarda birden fazla akne izi bulunabilir. Bu nedenle tek bir cihazın bütün izleri aynı ölçüde düzeltebilmesini beklemek her zaman gerçekçi de
Akne izleri için tedavi araştırırken karşımıza çoğu zaman aynı soru çıkar:
“Hangi cihaz akne izlerini geçirir?”
Oysa akne izlerinde asıl soru çoğu zaman hangi cihazın kullanılacağı değil, hangi tip izin tedavi edildiğidir.
Çünkü aynı yüzde bile farklı derinliklerde ve farklı yapılarda birden fazla akne izi bulunabilir. Bu nedenle tek bir cihazın bütün izleri aynı ölçüde düzeltebilmesini beklemek her zaman gerçekçi deldir.
Atrofik akne izleri temel olarak üç grupta değerlendirilir:
Üstelik bir kişide yalnızca bir skar tipi bulunmak zorunda değildir. Çoğu hastada farklı skar tipleri aynı anda görülebilir.
Bu nedenle “akne izi tedavisi” aslında tek bir problemi değil, birbirinden farklı anatomik problemleri tedavi etmeyi gerektirebilir.
Fraksiyonel lazerler akne izi tedavisinde önemli seçeneklerden biridir. Ciltte kontrollü mikrotermal hasar oluşturarak yeniden yapılanma ve kolajen üretimini uyarırlar.
Özellikle uygun boxcar izlerinde ve yüzey düzensizliklerinde oldukça faydalı olabilirler.
Ancak rolling skarın altında cildi aşağı çeken fibröz bantlar bulunuyorsa yalnızca cilt yüzeyini yeniden yapılandırmak yeterli olmayabilir.
Benzer şekilde çok dar ve derin bir ice-pick skarın tedavi ihtiyacı da geniş ve yüzeyel bir boxcar skardan farklıdır.
Yani mesele cihazın “güçlü” veya “zayıf” olması değildir.
Farklı izler, farklı anatomik hedeflere sahiptir.
Özellikle rolling skarlarda cildi aşağı doğru çeken fibröz bağlantılar bulunabilir.
Subcision işleminde amaç bu fibröz bantları mekanik olarak serbestleştirmektir.
Bu nedenle belirgin tethering bulunan bir skara yalnızca tekrar tekrar lazer uygulamak yerine önce veya tedavinin bir aşamasında bu bağlantıların serbestleştirilmesi gerekebilir.
Ardından lazer, radyofrekans veya başka yöntemlerle cilt dokusunun yeniden yapılanması hedeflenebilir.
Bu yaklaşım aynı izin farklı mekanizmalarını tedavi etmemizi sağlar.
Ice-pick skarlar küçük görünmelerine rağmen derine uzanabilir.
Bu nedenle bazı hastalarda yalnızca yüzeysel yeniden yapılanma sağlayan yöntemlere sınırlı yanıt verebilirler.
Seçilmiş derin ve dar skarlarda TCA CROSS gibi skarın içerisine odaklanan kimyasal rekonstrüksiyon yöntemleri veya bazı durumlarda punch teknikleri değerlendirilebilir.
Buradaki temel fikir yine aynıdır:
Tedaviyi cihaz değil, skarın anatomisi belirler.
Hayır.
Fraksiyonel lazerler ve mikroiğneli radyofrekans sistemleri, dermal yeniden yapılanmayı farklı fiziksel mekanizmalarla oluşturur.
Her ikisi de akne skarlarında kullanılabilir ve güncel çalışmalar mikroiğneli radyofrekansın tek başına da etkili bir tedavi seçeneği olabileceğini gösteriyor.
Ancak etkinlik kadar cilt fototipi, postinflamatuvar hiperpigmentasyon riski, iyileşme süresi, ağrı ve kişinin beklentileri de yöntem seçiminde önemlidir.
Dolayısıyla “Hangisi daha iyi?” sorusunun herkese uyan tek bir cevabı yoktur.
Burada önemli bir bilimsel nüans vardır.
Her şeyi aynı anda yapmak, daha iyi tedavi anlamına gelmez.
Güncel çalışmalar orta ve şiddetli atrofik akne skarlarında farklı mekanizmaları hedefleyen kombinasyon tedavilerinin avantaj sağlayabileceğini gösteriyor. Ancak bütün kombinasyonların tek başına uygulanan tedavilerden üstün olduğu kanıtlanmış değildir.
Bu nedenle kombinasyon tedavisi, mümkün olduğunca fazla işlem yapmak değil; aynı yüzde bulunan farklı skar tiplerini doğru yöntemlerle hedeflemek anlamına gelmelidir.
Hastaların “akne izi” olarak tarif ettiği her görünüm gerçek bir skar değildir.
Sivilce sonrasında kalan kahverengi lekeler postinflamatuvar hiperpigmentasyon, kırmızı-pembe alanlar ise postinflamatuvar eritem olabilir.
Bunların tedavisi çökük atrofik skarların tedavisinden farklıdır.
Dolayısıyla aynı kişide şu problemler bir arada bulunabilir:
Bunların hepsini tek bir cihazla çözmeye çalışmak yerine her problemi ayrı değerlendirmek daha doğru bir yaklaşımdır.
Genellikle tedavi planının önemli bir parçası aktif aknenin kontrol altına alınmasıdır.
Çünkü yeni inflamatuvar akne lezyonları oluşmaya devam ederken yeni skarlar da gelişebilir.
Bu nedenle skar tedavisine başlamadan önce veya skar tedavisiyle birlikte yeni iz oluşumunu önleyecek bir akne tedavi planının bulunması önemlidir.
Akne skarı tedavisinde önce yüzün tamamı değerlendirilmelidir.
Bütün bunlar değerlendirildikten sonra tedavi planı oluşturulur.
Bir hastada subcision ve ardından fraksiyonel lazer uygun olabilirken, başka bir hastada TCA CROSS, mikroiğneli radyofrekans veya farklı yöntemlerin kombinasyonu tercih edilebilir.
Genellikle hayır.
Akne skarlarının tedavisi çoğunlukla bir süreçtir.
Amaç her seansta cildi mümkün olduğunca agresif şekilde tedavi etmek değil; güvenli sınırlar içerisinde kontrollü bir yeniden yapılanma sağlamaktır.
Üstelik derin ve eski skarlarda hedef her zaman izleri tamamen yok etmek olmayabilir. Daha gerçekçi hedef; skarların derinliğini azaltmak, cilt yüzeyini daha homojen hale getirmek ve genel görünümü belirgin şekilde iyileştirmektir.
Akne izlerinde tek bir cihazın yeterli olmamasının nedeni cihazların yetersiz olması değil, akne skarlarının tek tip olmamasıdır.
Ice-pick, boxcar ve rolling skarlar farklı anatomik özelliklere sahiptir. Bunlara aktif akne, kızarıklık ve pigmentasyon gibi problemler de eşlik edebilir.
Bu nedenle başarılı bir akne skarı tedavisinde amaç hastayı tek bir cihaza uydurmak değil, tedaviyi hastanın skar haritasına göre oluşturmak olmalıdır.
Akne izi tedavisinde en önemli soru “Hangi cihaz en iyi?” değil, “Benim izlerimin hangisi, hangi yöntemle daha doğru tedavi edilir?” sorusudur.